İnsanlık İçin Küçük Bir Adım Daha! Rosetta, 67P Kuyruklu Yıldızına İniyor.

Avrupa Uzay Ajansı (ESA), geçtiğimiz günlerde fırlatılmasının üzerinden 10 yıl geçen Rosetta uydusunun 67P / Churyumov-Gerasimenko isimli kuyruklu yıldızın yörüngesine yerleştirildiğini bildirdi. Yörüngeye yerleştirme işleminden sonraki aşamada ise Rosetta uydusunun görev yüklerinden bir tanesi olan “Philae Lander” isimli sonda, uydudan ayrılacak ve kuyruklu yıldızın yüzeyine inecek. Sondanın kuyruklu yıldız yüzeyinden fotoğraf ve örnek toplaması planlanıyor.

Rosetta görevi, insanlık için ilkleri taşımasının yanı sıra bilimsel açıdan da çok önemli bir dönüm noktası. İlk kuyruklu yıldız görevi 1978 yılında fırlatılan ICE ya da diğer adıyla ISEE-3 uydusuyla gerçekleştirilmişti. Uydu 1985 yılında Giacobini-Zinner kuyruklu yıldızının 7860 km yakınına gelmişti. Önceki gözlemler kuyruklu yıldızların üzerinde zengin karbon, hidrojen oksijen ve nitrojen den oluşan organik molekülerin olduğu gösterdi. Teoriye göre dünyadaki suyun ve organik moleküllerin büyük bir bölümünün kuyruklu yıldızların getirdiği düşünülmekte. Bu sebeple kuyruklu yıldızların gezegenlerin gelişiminde önemli bir role sahip olduğu düşünülüyor. Bu teorilerin doğruluğu Rosetta görevi sonucunda ortaya çıkması planlanıyor. Bilim insanları daha önceki uydu ve yer gözlem sonuçlarından elde ettikleri verileri Rosetta’nın sonuçları ile karşılaştırmayı planlıyorlar.

Peki göreve neden Rosetta ismi verildi?

Rosetta adını 1799 yılında keşfedilen Rosetta Stone’dan almakta. Rosetta Stone üç dilde yazılmış bir taş. Üzerinde; Demotik (Mısır’da halkın kullandığı dil), Hiyeroglif ve Antik Yunanca dillerinde yazılmış bir antlaşma metni. Taşın üç dilde yazılması sebebiyle Mısır halkı ile Mısır asilleri ve Yunanlılar taşı rahatlıkla okuyabilmişler. Yaklaşık 700 kilogram olan taş şuanda İngiltere’de “British Museum’da sergilenmektedir. Uzun araştırmalar sonucunda Rosetta Stone ya da bizdeki karşılığı Reşid Taşının kaybolmuş bir uygarlığın tarihini anlatmakta olduğu anlaşıldı. Bu yaklaşımla Rosetta uydusunun da Güneş sisteminin tarihini ve yaklaşık 4600 milyon yıl önce gezegenlerin henüz oluşmadığı bir dönemdeki hali hakkında bize bilgi sağlaması planlanıyor.

Şekil 1 Rosetta Görevi

Proje ilk olarak 1993 yılında onaylandı. Fırlatma 2003 yılından planlanmıştı ancak Ariane 5 roketin Aralık 2002 yılında fırlatmadan 3 dakika sonra patlamasından sonra, Rosetta’nın fırlatılması 2004 yılında gerçekleştirilebildi. 31 ay boyunca uyku modunda olan uydu geçtiğimiz ocak ayında tekrar uyandırıldı. Rosetta uydusunun 67P kuyruklu yıldızına yolculuğu yaklaşık 10 yıl sürdü. Rosetta’nın yörüngesine yerleştiği 67P/Churyumov-Gerasimenko Kuyruklu yıldızın periyodu yaklaşık 6.5 yıl. 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızın boyu yaklaşık (3 x 5 km), güneşe olan uzaklığı ise ortalama 500 milyon km. Merak edenler için kuyruklu yıldızın yörünge parametrelerine buradan ulaşabilirsiniz.

image003 Şekil 2 Philae Sondasının Muhtemel İneceği Alan (Kaynak: ESA)

Rosetta görevi ile insanlığın uzay yolcuğundaki ilkleri gerçekleştirilmiş olacak. Proje ile;
• İlk defa bir kuyruklu yıldızın yörüngesine girilmiş oldu.
• İlk defa bir kuyruklu yıldız ile kuyruklu yıldız üzerinde güneş sisteminin derinliklerine gidilebilecek.
• İlk defa donmaya yakın halde bulunan bir kuyruklu yıldızın, Güneş tarafından nasıl ısıtıldığı gözlemlenebilecek.
• İlk defa bir kuyruklu yıldızın yüzeyine inilecek.
• İlk defa bir kuyruklu yıldızın yüzeyinden fotoğraf ve örnek toplanacak. Bu örnekler Sonda tarafından analiz edilerek analiz sonuçları dünyaya gönderilecek.
• Sadece güneş panellerini kullanılarak ilk defa Jupiterin yakınından geçilecek. (Daha önce bu itki sistemi ile gerçekleştirilmişti).

Rosetta uydusu 11 farklı görev yünün yanı sıra “Philae Lander” adında bir tanede Sonda taşıyor. Rosetta uydusunun fırlatma ağırlığı yaklaşık 3000 kg. Fırlatma kütlesinin 1670 kg yakıt oluşturmakta. İtki sistemi bi-propellant ve 2200m/s delta-v sağlıyor, toplam görev yükü ağırlığı 265kg. Uydunun yörünge yönelim kontrol belirleme sisteminde 3 adet lazer gyro bulunuyor. Uydunun görev ömrü 12 yıl. Güneş sisteminin derinliklerinin hedeflendiği bu tarz görevlerde genellikle RTG (Radio Isotope Thermal Generators) kullanılıyor. Fakat Rosetta ile ilk defa görev esnasında ihtiyaç duyulan enerji ihtiyacı yeni geliştirilen güneş panelleri ile sağlanıyor. Yeni geliştirilen güneş panelleri, güneşten 800 milyon km uzaklıkta (Dünya üzerindeki güneş enerjisinin %4 kadar) uydunun ihtiyacı olan enerjiyi üretecek.

Rosetta

Şekil 3 Roasetta Uydusu ve Görev Yükleri (Kaynak: ESA)

Uydu şunda kuyruklu yıldızın 30 km’lik görüngesine dönüyor ve kuyruklu yıldızın tüm yüzeyi haritalandı. Kuyruklu yıldızdan alınan fotoğraflar analiz edildi olası inilecek yer hakkında detaylı bilgilere ulaşıldı. Philae Sondasının ineceği gün bekleniyor.
Yıldız yüzeyine inecek Philae Sondası ortalama 100 kg ağırlığında ve üzerinde 10 farklı bilimsel görev yükü bulunuyor. Üzerindeki görev yüklerinin toplan ağırlığı yaklaşık 27 kg. Sonda üzerindeki görev yükü listesine ve özelliklerine buradan ulaşabilirsiniz. Görev yüklerinden en ilginç olanı “SD2” adıyla anılan sondaj ekipmanı. Ekipman kuyruklu yıldız üzerinde 20 cm delik açacak ve örnek toplayacak. Aldığı örnekleri yine kendi üzerinde bulunan mikroskobunda analiz edecek ve elde ettiği verileri uydu üzerinden dünyada gönderecek.

Rosetta

Şekil 4 Philae Sondası (Kaynak:ESA)

Amerika Birleşik devletleri dahil olmak üzere 8 farklı ülke menşeili ekipmanın bulunduğu projenin toplam maliyeti: 1.3 milyar dolar. NASA bu maliyetin 300 milyon dolarlık bir kısmına katılım sağlıyor. İlgili kaynaklarda Rosetta da ortalama 2000 kişinin görev aldığı belirtiliyor. Bu tarz projeler bilimsel açıdan her ne kadar önem arz etse de, uzay endüstrisinin gelişmesi ve yeni iş alanlarının yaratılmasında büyük bir rol oynamakta. Proje Avusturya, Finlandiya, Fransa, Macaristan, İrlanda, İtalya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletlerinin katılımıyla gerçekleştiriliyor.

Hindistan’ın Mars Yolculuğu

Hindistan’ın 5 Kasım 2013’te Satish Dhawan Uzay Üssünden PSLV (Polar Satellite Launch Vehicle) ile fırlattığı Mangalyaan uydusu Mars’a ulaşmayı başardı. Çinin 2011 yılında Yinghuo-1 uydusu ile gerçekleştiremediği, Japonya’nın ise Nazomi uydusunun yakıtının bitmesi sebebiyle gidemediği Marsa, Hindistan 10 aylık bir yolculuktan sonra ulaşmayı başardı. Hindistan bu başarısıyla Asyalı rakiplerinin önüne geçmiş oldu. Hatta uzay endüstrisinde pek rastlanamayacak kadar ucuz bir bedele bunu başarmış oldular.

mangalyaan

Şekil 1 PSLV Roketi (Solda) ve Mangalyaan Uydusu (Sağda) (Kaynak: ISRO)

Bu zamana kadar uzay cadısını duymamış olabilirsiniz. Pek bilimsel olmayan bir açıklamayla uzay cadısı genelde Ay’a ya da Mars’a gönderilip herhangi bir sebepten dolayı bozulan uzay araçlarının bahanesi olmuştur. Ay’a ya da Mars’a gönderilen araç çalışmaz ise sebebi uzay cadısıdır. Mars ilk uydu 1960 Ruslar tarafından gönderilmişti. Yörüngeye giremediği için uydu kaybedildi. 1960 yılından sonra Marsa ulaşabilen ilk uydu; 1964 yılında fırlatılan NASA’ın Mariner 4 uydusu oldu. İstatistiklere bakılacak olursak 1960 yılından günümüze dek 51 mars görevi gerçekleştirildi ama bu görevlerin sadece % 42 başarılı olabildi. Bu görevlerin başarılamamasının genel sebebi olarak hep uzay cadısı gösterildi. Ama bu sefer uzay cadısı işe yaramadı. Hindistan çok küçük bir maliyetle geliştirdiği uydusunu Mars’ın yörüngesine yerleştirmeyi başardı. Bu başarı ile Hindistan Marsta uydusu olan 4. ülke oldu. Avrupa’nın ilk mars görevi olan Mars Express’in Beagle 2 sondasının Mars yüzeyine çakılmasını sayar isek (Mars Express uydu ve sondadan oluşmakta), ABD ve Rusya dahil Marsa ilk denemesinde ulaşmayı başarmış ilk ülke oldu denilebilir.

İngilizce “Mars Orbiter”, Sanskritçe “Mangalyaan” olan uydunun ismi Türkçede “Mars Gemisi” demek.

Mangalyaan 300 günlük mars yolculuğunda 200 milyon km yol kat etti. Mangalyaan Marsa olan yolculuğunu üç farklı tip yörüngede gerçekleştirdi. Bunlar; Geo-Centric (Yer Merkezli), Helio-Centric (Güneş Merkezli) ve Mars Yörüngeleri. Uydu yaklaşık 8 farklı ateşleme gerçekleştirdi. En son ateşlemeler de Marsın yörüngesine girebilmek için Mangalyaan yörüngenin tersine doğru (retro delta-v) bir manevra gerçekleştirdi. Eğer Marsın çekim etkisine girecek kadar yavaşlatılmamış olsa idi Mars’ın yörüngesine giremeden gezegene ulaşması mümkün olmayacaktı. Buradaki diğer önemli husus ise eğer uydu gerektiğinden fazla yavaşlatılsaydı bu seferde Mars’ın yüzeyine çarpama ihtimali olacaktı.

2

Şekil 2 Mangalyaan Görünge Değişimi

Uydunun teknik özelliklerini bakmak gerekirse, Mangalyaan’ın fırlatma ağırlığı 1337 kg. Bu ağırlığın toplam 852 kg ağırlığını yakıt oluşturuyor. Uyduda bir adet bi-propellant Apogee-Kick motor (440 N) ve 8 adet Yörünge önelim itki motoru (22N) bulunmakta. 36 AH Li-ion pili bulunan uydu, 1800 x 1200mm boyutunda 3 adet güneş paneli taşıyor. Uydu Mars yörüngesine girinceye kadar tüm görevleri otomatik yapmaya programlandı. Üzerinde MAR31750 işlemcilisi görev bilgisayarı ve aynı zamanda Yönelim yörünge Belirleme birimi olarak kullanılıyor. Merak edenler için uydunun diğer teknik özelliklerini http://www.isro.org/mars/spacecraft.aspx adresinden inceleyebilirsiniz.

payload-location

Şekil 3 Mangalyaan Görev Yükü Konfigürasyonu ve İtki Sistemi

Uydu üzerinde toplam 15 kg ağırlığında olan 5 adet farklı fonksiyona sahip görev yükü bulunuyor. 6 aylık görev ömrü boyunca Mangalyaan Mars atmosferindeki metan gazını inceleyecek. Bunun yanı sıra insanlığın vazgeçemediği soruyu tekrar gündeme taşımayı planlıyor; Bu evrende yalnız mıyız? Görev yüklerinin teknik detaylarına http://www.isro.org/mars/payload.aspx adresinden erişebilirsiniz.

Peki, sizce bu görevin maliyeti ne kadar? Bu Proje ne kadar sürede hayata geçirildi?

İlgili kaynaklarda Mangalyaan görevinin maliyeti fırlatma dahil toplam 73 milyon dolar olarak belirtiliyor. Uydunun üretimini Hindistan Uzay Ajansı (ISRO) mühendisleri gerçekleştirdi. Larsen Toubro (L&T Heavy Engineering) PLSV roketini ve radar takip sistemlerin üretimini gerçekleştirdi.

4

Şekil 4 Mangalyaan Uydusu Thermal Vakuum Testi (Kaynak:ISRO)

Mangalyaan’nın montaj ve entegrasyonu 15 ayda tamamlandı. Bu kadar kısa sürede yapılabilmesinin sebebi uydunun Proto-Flight yöntemiyle üretilmiş olması. Ekipmanlar uzay geçmişini (Space Heritage) Chandrayaan-I ve GEOSAT uydusunda alıyor. Mangalyaan, Chandrayaan-1 ay görevinde kullanılan uydunun genişletilmiş versiyonu olarak değerlendiriliyor. Muadillerine kıyasla örneğin NASA’nın Maven programı ile kıyaslandığında proje süresi çok kısa duruyor. Maven’nin üretimi 5 yılda gerçekleştirilmişti. Maven’nin program bütçesi ise 671 Milyon dolar. Bu bütçe ile kıyaslandığında Mangalyaan’ın bütçesi NASA’nın Maven için ayırdığı bütçenin yaklaşık %11 ne denk geliyor.

Diğer önemli bir gereksinim ise bu tarz gezegenler arası görevlerde uydunuz ile sürekli iletişimde kalmak için küresel bir ağa sahip olunması gerekiyor. Hindistanın uydu kontrol merkezi Bangaloreda yer alıyor. PSLV’nin fırlatmadan sonra Hindistan’da bulunan Sriharikota kontrol merkezini kullanması yanı sıra her bir kademinin ayrılmasını gerçek zamanlı olarak Port Blair, Brunei de bulununa istasyonlarından izlemekte. Ayrıca iki adet gemi üzerine kurulu takip istasyonlarıyla da uydu roketten ayrılana dek takip edilmekte. Uydu ayrıldıktan sonra Mauritius, Brunei, Biak yer istasyonları beraberinde Alcantara, Cuiaba, Hartebeestoek telemetri istasyonları ile NASA’nın Goldstone da yer alan DSN istasyonu kullanılarak uydu ile iletişim kuruluyor.isro-map

Şekil 5 Hindistan’ın Uzay Haberleşme Ağı

Mars Maratonunda, Mangalyaan ile Hindistan teknolojik kabiliyeti ile gezegenler arası yolculuğun üstesinden gelebileceğini gösterdi. Bununla beraber madalyonun diğer yüzüne de bakmakta fayda var. Süper güç olma hayallerindeki Hindistan da bugün 400 milyon insan hala elektriğe ulaşmış değil. Hala 600 milyon insanın tuvalet erişimi bulunmamakta. Bu durumda dahi Mangalyaan uydusunun 1.2 milyar nüfuslu ülkeye kişi başı maliyeti 7 dolar sent olarak hesaplanıyor. Hindistan bu başarısını bölge ülkelerine karşı bir fırsat olarak değerlendiriyor. Hindistan Marsa ikinci görevini 2017 ile 2020 yılları arasında planlıyor.

Uzay Ajansları 1.Bölüm

Bu soruyu, bundan 100 yıl önce sorsaydık vereceğimiz cevap sadece felsefi ve tek olacaktı. Merak! Bugün aynı soruyu tekrar sorduğumuzda felsefi cevabımızın yanında güç ve ekonomi cevaplarını da almaktayız. Biraz iddialı gibi duruyorsa da uzay ile ilgilenmemizin 3 temel sebebi var; Merak, Güç ve Ekonomi.

Neden uzayı merak ediyoruz? Kendi dünyamız, çevremiz bize yetmiyor mu? Dünyamızda daha keşfetmediğimiz birçok yer kaldı var da uzay mı eksik kaldı? Bu tarz soruların cevapları genelde sübjektiftir. Çünkü neyi ne kadar bildiğimizi hala bilmiyoruz. Bilimin herhangi bir sınırı olmadığı için de sürekli sorular sormaya ve sorduğumuz soruları çoğaltmaya devam ediyoruz. Uzay ile ilgilenmemizin en temel sebebi merak. Merak bize araştırmayı, araştırarak öğrenmeyi, öğrendikçe mutlu olmayı, kendimizi ve içinde bulunduğumuz evreni anlamamızı sağlıyor. Evreni anladıkça kendimiz için kullanmayı, kullandıkça da gelişmemizi sağlıyor. İnsanoğlu olarak, merak ile birlikte sorduğumuz soruların cevaplarını almaya başladıkça teknolojilerimizi geliştiriyoruz ve geliştirdiğimiz teknolojiler sayesinde de doğayı kendi geleceğimiz için kullanmaya başlıyoruz.

Peki Neyi ya da neleri merak ediyoruz?

Biz yaşadığımız dünyamızı merak ediyoruz. Okyanusuyla, ormanlarıyla, bitki örtüsü ve coğrafyasıyla, şehirleriyle, kaynaklarıyla, jeopolitik konumlarıyla daha çok bilgiyi arıyoruz. Uzay bize dünyamıza dışarıdan bakmamızı ve onun hakkında daha çok bilgiye ulaşmamızı sağlıyor. Bunun en güzel uygulaması uzaktan algılama ve yer gözlem uyduları.

Biz kendimizi, diğer insanların ne yaptığımızı merak ediyoruz. Başka ülkelerde neler oluyor, dostlarımız, akrabalarımız nasıl yaşıyorlar, biz onlar ile ne paylaşıyoruz. Uzay aslında çok uzaktakileri yakınımıza kadar getirerek kolayca haberleşebilmemizi sağlıyor. Küreselleşmenin temelini aslında uzay oluşturuyor. Bunun en güzel örneği haberleşme uyduları. Onlar sayesinde an be an dünyanın herhangi bir yerinde neler oluyor kolayca öğrenebiliyoruz.

Neredeyiz ve nereye gittiğimizi merak ediyoruz ya da ihtiyaç duyuyoruz. Eskiden rehber aldığımız yıldızların yerini şimdi referans aldığımız uydular bize nerede olduğumuzu ve nereye gittiğimizi gösteriyor.

Bilinmeyen uzayı merak ediyoruz. Tek bir evrende mi yaşıyoruz yoksa kendi evrenimizden başka evren ya da evrenler var mı? Bu tarz soruları gökyüzünü gözlemleyerek çözebiliyoruz. Yüzümüzü gökyüzüne çevirdiğimizde gözümüzle gördüğümüz ya da görmediğimiz tüm gök cisimleri elektro-manyetik tayfın gözle görünen ya da görünmeyen dalga boylarında yayın yapıyorlar. Bu yayınları gözlemleyerek, anlayarak ve çözerek yaşadığımız evreni tanıyoruz. Çözmek için geliştirdiğimiz cihazlar ile teknolojimizi geliştiriyoruz. Gök cisimlerini ve yaşadığımız evreni uzaya çıkarak tanıyabiliyoruz. Belki çok klasik olacak ama uzay aslında bilinmezi barındırdıkça ve biz çözerek gelişimimizi sürdürüyoruz. Evreni anlamız onu kullanmamız için bir araç oluyor.

Uzay ile ilgilenmemizin ikinci temel sebebi güç.

Literatürde gücün birçok tanımını bulabiliriz. Burada kast ettiğimiz güç; uzayın askeri ve güvenlik boyutu. Belki bilenleriniz rahmetli Nuri Dermirağ’ın bir sözü hatırlar; “Gökyüzüne hakim olmayan milletler yerin dibine girmeye mahkumdurlar.” Bu söz, Nuri Demirağ’ın ölümünden 45 yıl sonrasında biraz şekil değiştirdi ve artık uzayın hakimi olan milletler yeryüzünün de hakimi dememizin hiçbir sakıncası kalmadı. Uzayda hâkimiyet ”Space Superiority” kuran veya kurmakta olan ülkeleri incelemek başka bir yazının konusu. Ancak uzay teknolojilerinin askeri ihtiyaçlar sebebiyle gelişme gösterdiğini ve bu gelişme ile an be an izlendiğimizi belirtmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

Uzay ile ilgilenmemizin diğer bir nedeni ise ekonomik.

Uzay Endüstrisi 2013 yılında yaklaşık 314 milyar dolar büyüklüğüne ulaştı. Bu rakam 2012 yılına göre %4 büyüme gösterdi. Bu sanayide üretilen ürünlerin Fırlatma, haberleşme, uzaktan algılama ve seyrüsefer olmak üzere 4 ana uygulama alanı bulunuyor. Bu sanayiler bilimsel çalışmalar için geliştirilen sistemler dışında günlük hayatımızın direkt içinde olan ve yaşamımızı doğrudan etkileyen teknolojilerin üretimini gerçekleştiriyor. Merak ve güç ihtiyacı bize uzay teknolojilerini geliştirmemizi ve belli bir ekonomik büyüklüğe ulaşmamızı sağlıyor.

Teknolojik gelişimimizin yanı sıra uzayın enerji ve maden kaynaklarından henüz yararlanmaya başlamadık ya da başlayamadık. Dünyamızdaki kaynakların kısıtlı olması sebebiyle uzaydaki kaynaklara mutlaka ihtiyaç duyacağız. Şuanda uzaya erişim maliyetlerin yüksek olması buna en büyük engel. Uzayın enerji ve maden kaynaklarına erişimi ve kullanımı, ekonomimize kazandırma maliyetlerini karşılayacak seviyeye geldiğinde, günümüzün petrol savaşlarının yerini yarının uzay kaynaklarına bırakacağını düşünmek hiç yanıltıcı olmayacaktır.

Dünyaya baktığımızda bilgi ve teknoloji sahibi olup uzay alanında hedeflerini gerçekleştirebilen ülkeler ile bilmeyip; yapanları izleyenler arasında büyük bir ayrım olduğunu ve bu ayrımın iki kesimin düşünsel olarak da ayrışmalara sebep olduğunu görüyoruz. Bilgi ve beceri sahibi olan ülkeler arasına girmek; cehaletin yenilmesinde, uygarlık seviyesinin üzerine çıkılmasında ve ilk on büyük ekonomi arasında yer alınmasında en önemli ihtiyaç. Bu ihtiyacın ancak bilimin gelişmesi, üretim tekniklerinin ilerlemesi ve teknolojik yenilik ile mümkün olacağı gözüküyor. Teknolojimizi nasıl geliştireceğimizi ve geliştirdiğimiz teknoloji ile mevcut teknolojiyi nasıl ilerleteceğimizi iyi anlar isek oluşturduğumuz veya oluşturacağımız sistemin gelişmesini daha kolay sağlar ve daha ileriye doğru emin adımlar ile ilerleyebiliriz. Uzay bu çerçevede önemli bir rol üstleniyor.

Uzay bilinmezini çözmek, teknik birikim ve bilgi gerektirdiği için bilimde, teknolojide ve dolaylı olarak ekonomide ciddi atılımlar yapılmasına olanak sağlıyor. Sivil alanda bu atılımları da uzay ajanları vasıtasıyla gerçekleştiriyoruz. Uzay araştırmalarında gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeleri inceleyecek olursak uzay ajanslarına/kurumlarına sahip olduklarını görmekteyiz.

Yine basit bir soruyu ile başlamanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.

UZAY AJANSI NEDİR? HANGİ FONKSİYONLARI YERİNE GETİRMEKTEDİR?

Uzay Ajanslarının fonksiyonları ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Üstlendikleri görev ve sahip oldukları bütçe bu fonksiyonların farklılaşmasını ya da basit fonksiyonlara sahip olmasını sağlamaktadır. Uzay ajansları kimi ülkelerde sadece uzaktan algılama ve hava olaylarını inceler iken kimi ülkelerde fırlatma sistemlerinin geliştirilmesi, Ay’a ya da Mars’a sondaların gönderilmesi, Uluslararası Uzay İstasyonu işletilmesi gibi faaliyetleri yürütmektedir.

Uzay Ajansları Sivil Uzay Politikası Geliştiren Kurumlardır.

Uzay ajansları ülkelerin sivil uzay politikasını belirleyen, milli kurumlardır. Burada sivil kelimesinin altını çizmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Çünkü uzay alanındaki örnekleri incelediğimizde politika olarak sivil uzay ve askeri uzay politikalarının birbirinden ayrı yürütüldüğü gözlemlenmektedir. Savunma ve Güvenlikle ilgili faaliyetler Savunma Bakanlıklarının çatısı altında yürütülmektedir. Bunun yanı sıra uzay ajansları doğrudan devlet başkanına ya da ilgili bakanlığa bağlı olarak faaliyetlerini yürütmektedir. Bu hiyerarşinin tamamen yoğurt yemek ile alakalı olduğunu düşünsek de ajansların yönettikleri bütçe ile doğrudan alakalı olduğunu düşünmek hiçte yanlış olmaz. Ayrıca uzay ajansları, her ne kadar bilim ve teknolojiyi bünyesinde bulundursa da bilim ve teknoloji kurumlarından ayrı faaliyet göstermektedirler.

Uzay Ajansları Araştırma ve Geliştirme Kurumlardır.

Uzay Ajansları kendi bünyesinde bulundurduğu enstitüler ve merkezler yoluyla araştırma, geliştirme ve üretim faaliyetlerini yürütmektedir. Teknoloji geliştirerek bunu uzayda uygulamakta ve yeni uygulama alanları yaratıp yarattığı alanları gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Ancak Sanayinin gelişmesi öncelik olduğu için araştırma, geliştirme ve üretim konuları sanayinin sahip olduğu yetenekler ile çakışmamaktadır. Çakışma olur ise öncelik sanayiye verilmektedir. Uzay ajanları ticari sektörün yatırım yapamayacağı yüksek maliyetli ileri teknoloji denebilecek araştırma ve geliştirme alanlarında çalışmalarını yürütmektedir.

Uzay Ajansları Milli Ekonominin ve Teknolojik Altyapının Desteklenmesi için Çalışırlar.

Uzay Ajansları, yürüttükleri projelerin maliyetleri çok yüksektir. Yürüttükleri projelerin bütçeleri ve yatırımlar yüksek maliyetli olması sebebiyle ülke ekonomisini doğrudan etkilemektedir. Uzay projelerinden kazanılan teknoloji, başka sanayilerde, tasarım, üretim teknolojik yenilik ve verimlilik getirmesi, ekonomik büyümeye en büyük katkısı olarak ele alınabilir. Araştırma yapmak ve mümkün olan azami ölçüde, uzayın ticari kullanım için, teşvikte bulunmak bu konuda ilgili bakanlıklar ile koordinasyonu sağlamak Uzay Ajansının görevleri arasında yer alır. Uzay Ajansları ticarileştirme önceliği olan kurumlardır.

Uzay Ajansları Uluslararası İşbirliğine Açık Kurumlardır.

Proje maliyetleri yüksek olması sebebiyle diğer ülkeler ile uluslararası işbirliğine gidilebilmektedir. Örneğin Uluslararası Uzay İstasyonu(UUİ) buna en güzel örnektir. UUİ proje maliyeti yıllık yaklaşık 4 milyar dolardır. Tek bir ülkenin tek başına bu büyüklükteki bir projeyi yüklenmesi pek mümkün olmaması sebebiyle bir kaç ülkenin bir araya gelmesi ile proje hataya geçirilebilmektedir.

Uzay Ajansları, ülkelerin ihtiyaç duyduğu bilimsel planlamaları doğrultusunda ülkeler arası işbirliği ve çalışmalar yürütmektedirler. Sivil kurum oldukları için diğer uzay ajanları ile doğrudan ve kolaylıkla işbirliğine gidilebilmekte ve ortak projelerin geliştirilmesinde faaliyet gösteririler.

Uzay Ajansları Eğitim Kurumlardır.
Uzay ajanslarının en temel görevlerinden bir tanesi yetişmiş insan gücünün yetişmesine olanak sağlamasıdır. Yetişmiş insan gücünü uzay gidecek bir Uzay Adamı – Astronot olarak veya ilkokul seviyesinde roketlerin, uyduların nasıl çalıştığını, hayatımızı nasıl etkilediğini anlatan eğitimler olarak da ele alınabilir. Buradaki temel felsefe bir sonraki atılımı gerçekleştirebilecek bireylerin bu eğitimi alan insanlardan çıkacak olması. Halk ile sürekli iç içe olan Uzay ajansları toplumun bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi konusunda sürekli faaliyet göstermektedirler.